10’uncu hizmet yılımızı doldurduğumuz şu günlerde “kobiklinik Rekabet Gücü
Geliştirme Merkezi”ni siz değerli girişimcilerin hizmetine sunmaktan gurur
duyuyoruz.
1995 yılından bu yana yönetim danışmanlığı ve eğitim hizmetleri sunduğumuz KOBİ’
lerin iş alanına ve büyüklüklerine bakılmaksızın, birçoğunun aile şirketleri
olduğunu söylemek pek yanlış olmaz.
Danışmanlık projeleri yaptığımız KOBİ’lerin sahiplerinin –ki bu kişiler, üstelik
hemen her branşta, aynı zamanda yönetici konumundadır- bize sordukları şey
genellikle aynıdır: “Kaynaklarımız yeterli ancak yine de istediğimiz sonuca bir
türlü ulaşamıyoruz…” veya “ah, keşke elimde 1 milyon dolar olsa, neler
yapardım?”
Biz danışmanlar genellikle sorulara sorularla cevap vermeyi severiz. Danışmanlık
için görüşmeye gittiğimiz her KOBİde şirket sahibine yönelttiğimiz ilk soru, “Ne
iş yapıyorsunuz?” olur. Bu soruya aldığımız yanıtlara baktığımızda hemen
hepsinde ortak bir nokta görürüz. Şirket sahibi / yöneticiler işlerini
ürettikleri ürünle tanımlarlar.
Yani, “Ayakkabı üretiyoruz”, “Otomobil jantı üretiyoruz”, “Bayan giyim
üretiyoruz” gibi...
Hizmetlerimiz sonucu gördük ki, firmalarımızın çoğu “Üretim Odaklı” ve biz
onları “Müşteri Odaklı” olmaya doğru götürdüğümüzde, kârlılıkları önemli ölçüde
artış kaydediyor. Böylece KOBİ’ lerimizin rekabet güçlerini nasıl
artırabileceğimiz konusunda yoğunlaşmaya karar verdik.
“Rekabet Gücü Nedir?” sorusuyla yaptığımız araştırmalar bizi, dünyada rekabet
gücü araştırmaları yapan 2 kuruma götürdü…
Dünyada ülkelerin “rekabet edebilirlik” lerini ölçen iki tanınmış kuruluş var.
Tüm dünyada ünlü Davos toplantılarını organize eden “Dünya Ekonomik Forumu”,
rekabet gücünü “bir ülkenin ekonomik refah ve yaşam standardını sürekli
yükseltebilmesi için gerekli olan ekonomik güç” olarak tanımlıyor. Diğer
kurumun,yani “Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü”nün tanımı ise “bir
ülkenin sürdürülebilir katma-değer üretmesini sağlayan bir ortam oluşturma
yeteneği”…
Rekabet gücü kavramını mikro seviyeden inceleyen Uluslararası Yönetim Geliştirme
Enstitüsü’ nün yaptığı rekabet gücü araştırmalarına göre, bir ülkenin “Rekabet
Gücü”nü, işletmelerin tek tek rekabet güçlerinin toplamı belirlemekte. Ülkelerin
ana zenginlik kaynağını, mikro ekonomik seviyede firmaların işleyişi yaratıyor.
Rekabet gücü derecelendirmelerinde üst sıralarda yer alan ülkelerin birleştiği
ortak noktalar ise;
•
ihracat potansiyelleri, •
yönetim becerileri, •
teknolojik altyapılarının gelişmişliği…
Ülkenin uluslararası pazarlardan aldığı payı artırmak için tek tek firmaların
paylarının artırılması gerekiyor. Buradan yola çıkarak Türkiye’nin rekabet
gücünün yükseltilebilmesi için, firmaların, özellikle de KOBİ’ lerin yönetim
kapasitelerinin, ihracat potansiyellerinin ve teknolojik altyapılarının
güçlendirilmesi gereği bir kez daha öne çıkmakta...
Türk KOBİ’ lerinin varlıklarını sürdürebilmelerine yönelik sağlanacak her türlü
desteğin, globalleşen dünyada ülkemizin rekabet gücünü artırabilme
ön-koşullarından biri olduğunu söyleyebiliriz.
Öte yandan, Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinde ilerleyen ülkemizin
uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak, gerek kamu gerekse de özel
kurum ve kuruluşlar açısından bir sosyal sorumluluk olarak da
değerlendirilebilir.
İşte, kobiklinik, yani REKABET GÜCÜ GELİŞTİRME MERKEZİ fikri de, bu ihtiyaca
çözüm üretmek amacıyla üretildi ve çalışmaları bir yıl önce başladı.
KOBİ’ ler ihracata yönlenirken öncelikle yurtiçinde çok sağlam bir yönetim
yapısına sahip olmaları gerekiyor.
kobiklinik / REKABET GÜCÜ GELİŞTİRME MERKEZİ’ nin, KOBİ’ lerimizi